Taliplerime Duyrulur


Günlerdir bu videoyu izleyip yerlere yuvarlanmaktayım. Nedense üzerimde bir boşvermişlik bir salıvermişlik hakim. Hadi allah sonumu hayır etsin. Ayrıca uykusuzluk sorunum devam etmekte. Benimle birlikte uyuyamicak bir kız arıyorum bir kız arıyorum bir kız arıyoruuUUUM

OLEYYYY YUPPPPİİİİİİİ !!!!

Bu gün hayatımın dönüm noktası.saat 23:30 sularında inanılmaz bir karara imza attım.Herkesle paylaşmadan önce siz kadim dostlarımın bilmesini istedim.Çünkü artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.Hayatımın akışının değiştiğini henüz yarım saat geçmesine rağmen hissedebiliyorum.Aman tanrım…holly shittt..şu an kelime seçmek tam bir işkence.çok uzun zamandır düşünüyordum aslında nasip bugüneymiş.off offf nası yaptım ben de bilmiyorum.Bu sorumluluğu umarım kaldırabilirim.yıllardır beklemiştim; hayatımda hep bi patlama anı olacak, bişey olacak ve ben eskisi gibi olmayacağım, meğer hislerimde yanılmamışım, o gün bugünmüş meğer.

Sonucu iyi de olsa kötü de olsa buna değecek eminim.Kendimi yeniden doğmuş gibi hissediyorum.Önümde artık upuzun bi hayat var.Dışarı çıkıp tüm insanlara sarılmak istiyorum..yaşasın laiklik diye bağırmak istiyorum..Ve siz…Bir gün diyeceksiniz ‘’ha Kürşat mı, biz onla arkadaştık ya, eskiden de böyle inanılmaz kararlara imza atardı’’..Benimle gurur duyacaksınız çocuklar..

Hazır olun geliyooooooorrrrr…….

Bu gün facebook hesabımı kapattııımm..i deactivated my facebook acoount…bütün dillerde yazın bunu, dağa, taşa, toprağa, uçan kuşa, çiçeğin üstündeki arıya, yuvasında karısıyla sevişen tavşana, otuzbir çeken maymunlara selam olsun, bu gün facebook hesabımı dondurdum…

Kendimce Bir Tespit

Evvelde düşündüm, bu yazacaklarımı foruma atarak rant kavgasınamı + laramı abansam yoksa güzide sayfamızamı diyerek. Sayfamız ağır bastı (H) Burdan tüm fakirdik ailesine sevgilerimi iletiyorum

Pazar günü evimde forum sitelerine bakarken 3mo_AmjhA adlı başlık dikkatimi çekti ve baktım
3mo_AmjhA yani emo amca. 44 yaşında emo tarzına bürünen bir insan, gri pis sakalları, seyrek alna yapışık uzun saçları, üzerinde pembe ufak toka ve yüzünde biraz hüzün.

Profil sayfasına girdiğimde adamın yaptıklarından önce insanların tepkisi dikkatimi çekti. Herkez ama herkez adama küfür etmiş. 2 adet fotoğraf ve bir dünya küfür.

Benim kızgınlığım bu sert tepkileri gösterenlere. Evet buradan ben onlara küfür edeceğim sıkı durun;

Beyinsizliğin özünü sıfatında tekerrür ettiren, götüne kazık inşaat demiri keser sapı ve türevlerinin girdiği, hayatta bir boka yaramayan, sadece tüketici konumunda sömüren, ailesi tarafından dünyaya geldiği zaman annesi babası kahrolan insan özentisi. Senin bu dünyaya ne katkın oldu, senin kendinden başka hangi insana faydan dokunduda böyle şeyler yapanları yadırgıyorsun. Sen kimsin be ibne. O adamın vergilerini sen götünü siktirerekmi ödemektesin, annesimin babası seni siktide yakınıyorsun? Hiçmi hiç anlamam başkasını bu denli eleştirme hakkını kendinde görenleri. Eleştiri olur ama bu adamı görünce, vay senin ananın amını sikeyim orospu çocuğu, seni yolda görsem öldürürüm döverim ederim, diyenlere benim lafım
tamam beğenmezsin saçma bulurusun ama bu lafları senin götüne sokarlar. Bunlarla vakit kaybedeceğine kendini geliştir, insanlığa katkın olsun. onu yapamazsan bile ses etme kenarına geç götünü parmaklada rahatsızlık verme.
Emo amca siksin sizi

Kapalı Kutu

Adam aamet, adam taşkent, adam sanatçı, adam albümlü, adam kapalı kutu.
Niyesölemiyonolmniyesölemiyon? Alırız albümü katkımız falan olur. Yoksa ben söylemeden duysunlar, yayılayım tüm Türkiye'ye diye triplere mi girdin?

Napıyon Lan?

Birisi bunuda açıklasın...

Vasat

O gün nereye gidiyordum hatırlamıyorum. Ya Küçükyalı’ya ustaların başında durmaya, ya da Bostancı Köprüsü’nün ordaki vergi dairesinedir. Veya fatura yatırmaya olabilir. Nüfus müdürlüğünde ya da noterde de işim olabilir tabi. Çok pis ofisboy işleri yaparım. Bu konulara hakimim, rakip tanımıyorum. Hayat şartları beni bu hale getirdi, lanet olsun.

Neyse konudan uzaklaşmayalım, büyük kare şeklindeki kaldırım taşlarının çizgilerine basmamaya çalışarak geniş ve fuleli adımlarla ilerliyordum yolumda. Hayatın anlamsızlığı, içine düştüğüm koca kara delik veya yaşamımdaki iniş-çıkışlar gibi artistik düşüncelere dalmak isterdim ama durumum ve konumum buna el vermiyordu. Sorarım size vergi dairesine giderken ne kadar trip olabilirsiniz? Tabi ki de içimden ‘öğle tatilinden sonraya uzar mı acaba iş’ diye geçiriyordum.

Bir ara kafamı kaldırdım uzaktan gelen kadim dostumu gördüm. Yanında vasatın altı güzellikte, esmer bir kız vardı. Kız şuh kahkahalar atıyordu, çok şaşırmadım. Dostum kızlara nasıl davranılacağını iyi bilir. Sırıtarak onlara doğru yürümeye başladım. Dostum kafasını kaldırdı göz göze geldik. Hemen gözlerini kaçırdı. Anlam veremeden ona doğru yöneldim sarılmak için, kıvrak bir hareketle yanımdan sıyrıldı, yürümeye devam ettiler. Donakaldım. Döndüm arkalarından baktım, 4-5 metre sonra onlar da durdular. Dostum kaldırım taşının çizgisine basıyordu biraz rahatsız oldum. Kızın bana arkası dönüktü göremiyordu, bense boş gözlerle dostuma bakıyordum, olaya anlam vermeye çalışarak. Öpüştüler, dostum bir taksiye el etti, kızı bindirdi. Taksi ağır ağır kalkarken dostum bir yandan el sallayıp “Yarın yoga dersinde görüşürüz” diye bağırdı arkasından. Olay bambaşka bir hal alıyordu.

Taksinin gittiğine emin olunca bana döndü ve “Vaayyt, Aamet’im!” diye anırarak bana döndü. Hala anlamsızca ona bakıyordum. Bana doğru koşmaya başladı, yaklaşınca benden tepki gelmeyince yavaşladı. Tokalaşmak için elini uzattı. 3-4 saniyelik teredütten sonra elini sıktım. “Nasıl ama sımsıkı değil mi?” diyip yumruk yaptığı elinin üstünü öptü. “Vasatın altı” dedim, “Çıtan çok düşük” diye de ekledim. “Bence de lan, kötü” dedi. Dostumun bu tip aşk konularında başkalarının fikirlerini gereğinden fazla dikkate almak gibi bir huyu vardı. Onu istediğiniz an, istediğiniz kıza aşık edebilir, aşık olduğu kızın bir vebo olduğuna inandırabilirdiniz. Yapacak bir şey yok, bu konularda biraz zayıf.

Daha fazla muhatap olmak istemeyip kendisine hayatta başarılar dileyerek yanından ayrıldım. Gençkan’ın ‘kendimi kontrol edemiyorum’ adlı güzide şarkısını mırıldanarak vatandaşlık görevimi yerine getirmek üzere vergi dairesine doğru yola koyuldum.
Mart ayı vergi ayı yazışı.

Hayat...

Hep merak etmişimdir, bu hayat sona erdiğinde diyebilecek miyiz acaba "Neden hiç bir istediğim olmadı?" diye. Yakınacak dirayeti gösterebilecek miyiz sorgu zamanı? Herkesin "Keşke" diye yakınıp, dem vurduğu olaylar gelebilecek mi aklımıza, orda da şikayet edebilecek mi insanlar yapamayıp da üzüldüklerinden veya yapıp pişman olduklarından?

Aslında benim gerçekten merak ettiğim bu kadar genel bir çerçevede yer almıyor. Umursadığım çok az şey olduğu için pek de sorgulamıyorum bu tür olguları. Peki neden mi sordum bunları? Asıl cevabını almak istediğim şeyin bu tür soruların cevaplanmasıyla ortaya çıkacağı kanısındayım. Peki nedir benim merak ettiğim?

Ömrü hayatımda ikinci defa tam mânâsıyla gerçek duyguların tadılabildiği, "hissetmek" fiilinin kelimenin anlamını bile bile yaşandığı bir yolculuk yapmak istedim. Çok güveniyordum yol arkadaşıma. Sadakatinden hiç bir zaman ödün vermeyeceğinden kendime olan güvenimden daha fazla emindim. Beraber yolculuk yaptığımız sürece geçen günlerin de etkisiyle daha bi' bağlanmam gerektiğini hissettim. Ve dolayısıyla bağlandım. Çünkü emindim...

Ya sonu? Tabii ki gitti. Yalnız kaldım ve dolayısıyla yolculuk da sona erdi. Peki neden gitti? Hiç. Hâlâ bilmiyorum sebebini. İnanır mısınız merak da etmiyorum. Sonuç itibariyle benim yol boyunca hayal ettiğim, gerçekleşeceğinden emin olduğum tüm değerler yok oldu bi' kere. Ve farklı yolun yolcusu olduğumuz fikri yerleşmişti bir kere kısa zamanlı da olsa zihnine ki bunun tek bir defaya mahsus bile olsa gerçeklemiş olması, var olması, ortaya çıkması yok etti benim hayallerimdeki geleceği.

Gerçekleşseydi ne olurdu ki? Hayatta bir kez de olsa herhangi bir istediğimi elde etmiş olsaydım. Yalnızca bir kez "Sonunda istediğim oldu." diyebilseydim. Veya daha önceki pişmanlıklarımdan ileri gelen içinde patlamışlığın mânâsını bu kadar özümsemeseydim de şu olaya daha sert tepkiler verebilseydim, bu kadar durağan karşılamasaydım. Ne olurdu...

Yanıt beklemiyorum, sadece soruyorum. Ama ümidimi de yavaş yavaş kaybediyorum. Şimdi ben öbür dünyada bunları tekrardan nitelendirebilme imkânı bulacak mıyım, bulamayacak mıyım? Neden her şey gg olmuş ki diye sorabilecek miyim, soramayacak mıyım?

Demem o ki; işin özü,

ÇOK MU ŞEY İSTEDİK?

Sizden tek istediğimiz...
Sadece bir teşekkür.

Writed by SrC...