Niloş...

Nilgün benim ilk aşkım.Liselim.Niye burda paylaşma gereği duydum hemen itiraf edeyim.Az önce ''Once'' isimli irlanda yapımı bir filmin os'sini dinliyordum.Şarkının ismi ''falling slowly''.Sonra msn'imi açtım bir de baktım ki kız çevrimiçi.Artık kıvama gelmiştim sizinle de paylaşayım dedim.Ne de olsa iyiden iyiye sanal olduk birader, hastaneye koşarak gidiyorum ders bitiyor vizit bitiyor, sonra koşa koşa odaya geliyorum laptopu açıyorum.Olacak iş değil.Neyse...

Lise aşkları zordur.Hele benimki gibi bir okulda çok daha zordu.Ayrıca aşk falan diyorum da bildiğin platonikti.Hatta kadim dostum(otuzdokuz) Sercan ve Emrah bunun platonik olduğuna bizzat şahit olmuşlardır.Adamların gözünün önünde on beş dakika kıza yalvardım İstanbul seyahatimde.Yine de gelmedi zilli.Bu arada şunu söylemek istiyorum bu blog herkese açık mı?Yani Niloş da bunları görecek mi?Eğer başıma bir şey gelmeyecekse Niloş'u sevmiyorum.

Bizim okul bildiğiniz gibi kız erkek ilişkilerinin çok istediğim gibi yürümediği bir yerdi.Hani kenar mahalle liseleri olur, kızlarla erkekler uzun eşek oynarlar ya, öyle bir okulda istemezdim ama ne bileyim böylesini de istemezdim.Aradaki mesafe sanki biraz fazlaydı.

Efendim bu kızla üç sene boyunca bakıştık durduk.Sonradan öğrendiğime göre ortada bir bakışma yokmuş sadece ben bakıyormuşum.Bakmak ne ya, ahahahaha çok ezik oldu.Neyse...Ben okulun beyin takımındaydım, olimpiyatçıydım, boş zamanlarımda mühendislik kitaplarından fizik kasıyordum.Ayrıca, evet itiraf ediyorum bursluydum.Buna ek olarak her ay okuldan da cüz-i bir miktar para alıyordum.Ama o...Florya'nın yarısı onlarındı.Para boktu anlayacağınız.Ders bitince yurda çıkar pencereden kızın servisinin gidişini izlerdim.Öğle aralarında ders zili çalar çalmaz haldır huldur koşarak yemekhaneye inerdim çok açtım.Ama o...O benim kıtlıktan çıkmış gibi koşuşumu izler, asil bir kontes edasıyla tebessüm eder ve sakin adımlarla kantine hamburger yemeye inerdi.Ben bedava olduğu için Fem'e gitmiştim ama o...Parasını bastırıp özel ders alıyordu.Mezuniyet balosunda belki görürüm umuduyla o zamanın parasıyla otuz milyon bayılıp davetiye kartı almıştım.Belki açılabilirdim son günümüz nasıl olsa diye.İçim içime sığmıyordu.İlk iş olarak adam gibi bir kıyafet bulmalıydım.Kıyafet bulmak için aramadığım arkadaş kalmadı.En sonunda beyaz bir gömlek buldum ve bir arkadaştan ayakkabı aldım.Pantolonu da Şirinevler'de ikinci sınıf bir dükkandan aldım.Bu sözlerimde kesinlikle mübalağa yok.Hepsini O'nun için yaptım.Ama gel gör ki bu zilli baloya gelmeye dahi tenezzül etmedi.Moralimin bozulduğu yetmezmiş gibi arkadaşlar baloda bana zorla siyah bir ceket giydirip yakamı açtılar, sonra etrafımda bir yuvarlak oluşturup kahkaha attılar.Sınıfın en zenginlerinden biri olmama rağmen bir avuç çapulcu beni rencide etmişti.
Velhasıl son günümde de şansım yaver gitmedi.O gün bu gündür aşk hayatlarım hep çalkantılı geçti.Dikiş tutturamadım bir türlü.Ceketli fotomu ve bahsi geçen parçayı paylaşmayı bir borç bilir,saygılar sunarım...

Hiç yorum yok: